Dr. Öğr. Üyesi Mustafa KARAAĞAÇLI
G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi, EBB Öğr. Üyesi.
1. Geciken Davalar ve Kötücül-Distopik Davalar “Dava” Epistemosu: Bu satırlardan çok; hukuki, formasyonluların “dava” öznesine yüklemler vermesi gerektiği bulgusu göz ardı edilmeden ve alan tecavüzü de yapmadan bilimsel alan yazın saygısıyla “dava”ya bakıldığında şu anlamlar somutlanıyor: · Dava, bir hakkın, devlet kanalıyla devletin yargı organları olan mahkemeler aracılığıyla, kullanılmasıdır. · Dava hakkı, hakkı yenen ya da tehlikeye giren, bireyin mahkeme aracılığıyla hakkının korunmasını istemesidir. Dava eden davacı , dava edilen davalı konu ise davaya sebep ve içeriktir. Bir davada; maddi, şekli ve işlevsel taraflar vardır. Yasa yapıcılar, aslı-özü olan davalarda maddi taraflara bakması gerekir. Yani soyut kanıtlara dayalı davalarda taraf olmamalıdır. 2.Franz Kafka’nın Boş Kümeli; “ Kötücül- Distopik Dava’sı” “Dava” yapıtı, bir sabah uyandığında kendisini sebebini anlamadığı bir suç nedeniyle dava edilmiş bulan Josef K. adlı kahramanın absürt durumunun anlatıldığı bir Franz Kafka romanıdır. Roman, ilk kez özgün dil Almanca olarak 1925 yılında yayınlanmıştır. Romanın temel karakterleri: Josef K. , Bayan Bürstner , Bayan Montag , Bayan Grubach ve amcadır (Kafka, 2026). Dava romanı; spekülatif kurgunun bir alt türü olan “ distopik kurgu” türünde yazılmıştır. · Yeri gelmişken de; ütopik özlenen yerse, distopik kötücül yer olarak tanımlanmış olsun. · Distopik, zamanın ruhunda sosyal, siyasal ve reel politik tercihlerin “yancı tercihlerini” içerir . · Distopik, çoğu insanın en kötü kabusudur. İşte bu distopik anlayışlı Kafka’nın “Dava” romanında; · Paranoya haller öndedir. · Suçtan çok suçluya odaklanılır. · Kuşatmalı yaşamının hikayesi anlatılır. · Romanın kahramanın Josef K’ya manipülatif suçlar yüklenir. · Suçtan çok suçluya odaklanan hukuk sistemi işlenir. Kafka’nın Dava’daki, karakterleri, felsefi ve psikolojik bir tartışmanın aktörleridir. Dava, bir sabah uyandığında kendisini sebebini anlamadığı bir suç nedeniyle dava edilmiş bulan bir karakterin Josef K’nın durumunun anlatıldığı 1925 yılı bir yapıt iken; gezegende ve Türkiye Hukuk Coğrafya’sında çıkış noktası aynı olan davalar gözleniyor (Karaağaçlı, 2026b). Bu durum “korku çağı” olan 20. Yüzyılın 21. Yüzyılda da zamanın ruhu olarak yaşandığını gösteriyor. Çok ileri analizlere girişmeden; hukuki temellere girmeden ve cübbe giymeden de “bir davanın gerçek mi manipülatif mi? olduğu anlaşılıyor. · Çünkü; “suç belliyse delil üretmek kolaydır!” · “İspat külfeti de iddia edene aittir!” Bu iki bakış bile; “ne tuhaf ve garip hukuki düşünce değil mi?” 3.Fenerbahçe Otobüsüne Saldırı Lekesini Hatırlayalım! 04 Nisan 2015 günü deplasmandaki Rizespor maçı dönüşü Trabzon’da Fenerbahçe Futbol Takımını taşıyan otobüse yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı unutulmadı ama sonucu da çıkmadı! Unutulmaması gerekiyor, çünkü; “unutulan bir durum, o hali tekerrür ettirir.’ Çünkü; Fenerbahçe futbol kulübüne ait takım otobüsüne 4 Nisan 2015’te Rize’den Trabzon Havalimanı’na giderken silahlı saldırı düzenlenmiş, takım otobüsünün şöförü yaralanarak hastaneye kaldırılmıştı. Saldırıda araçta bulunan futbolcu ve yöneticiler yara almamıştı. İlginçtir, soruşturma memlekete özgü tuhaf bir kararla “takipsizlikle” sonuçlanmıştı 4.Atlanmasın; “Saldırı Sadece Fenerbahçe’ye Yapılmadı!” Anılan saldırı sadece Fenerbahçe Kulübüne yapılmadı. Türkiye Futbol Coğrafyası’na, sporun birleştirici iklimine, kamuoyu vicdanına ve toplumun kök değerlerine yapıldı. Öyle ya, bırakın; futbol rekabetini ve yarışını saha dışına çıkaran deplasmanda misafir statüsünde olan takıma, gruba ve yurttaş bireylere yapılan bu lekeli hal, aslında insani kök değerleri de temelden ve tümelden zedelemiştir. Ulusal Eğitimin “değerler eğitimi” temalı gösteriş dolu girişimleri dikkate alındığında da bu lekeli halin ne denli değer yoksunu ve cana kastetmiş katil eylemli olduğu somutlanır. Eğitsel bağlamda da değerler yaşandıkça içselleştirilir. Hamasi, siyasi ve romantik güzellemelerle değerler benimsenemez! (Karaağaçlı, 2026b). 5.Şimdi; Davanın Takipsizlik Kararı Kaldırıldı! Fenerbahçe futbol takımını taşıyan otobüse 2015 yılında düzenlenen ve takipsizlik kararı ile sonuçlanan silahlı saldırı dosyası yeniden incelemeye alınıyor. Adalet Bakanlığı sorumluların yaptıkları açıklamalara göre; “Bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın saldırı ile ilgili dosyayı yeniden incelediğini ve “kanun yararına bozma” kararı aldığını duyurmuştu. 27 Mayıs’ta bir açıklama yaparak bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın saldırı ile ilgili dosyayı yeniden incelediğini ve “kanun yararına bozma” kararı aldığını duyurmuştu. Davaya ilişkin olarak; “Kanun yararına bozma” mahkemelerin verdiği bir kararda hukuka aykırılık tespit edildiğinde başvurulan olağanüstü bir hukuki yol olarak literatürde yer alıyor. 6.Yeniden Açılan Dava; ‘Kendini Gerçekleştiren Kehanet Olmamalı!” Bu dava kapsamında şu kilit sorular karşılık bekliyor: · 11 yıllık süre içinde konu neden aydınlatılmadı-aydınlatılamadı? · Kamu hukuk ve vicdanı neden rahatlatılamadı? · Anılan davaya özgü takipsizlik kararının hukuki yönden yeniden değerlendirilmesinin önünün açılması için neden 11 yıl beklendi? Bu ve benzer türden sorulara karşılıklar beklenirken; hukuk temelinde ve toplum vicdanında, “geciken adalet, adalet değildir!” görüşü yine kendini gerçekleştiren bir kehanet oluyor. 7.“Kafka Metaforuyla Fenerbahçe Özneli Kötücül Dava’nın Akıbeti Merak Ediliyor!” Fenerbahçe’nin otobüsüne yapılan saldırının “önce takipsizlik” bugünlerde de “kanun yararına bozma” ile davanın yeniden açılması göstermelik olmamalıdır. Kafka’nın dediği gibi; “Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı” metaforuyla; toplumun tüm kurumlarıyla bireyi nasıl esirleştirdiği tuhaflığı olmamalıdır. Türkiye Futbol Coğrafyası’nda İstanbul Futbol Oligarşizminin salt şampiyonluk sayılarıyla özdeş görülmemesi gerekir. Genelde sporun özelde kitlesel beğenisi yüksek olan futbolun sosyalliği, iletişimi ve sosyolojisi tümelinde “anılan dava kötücül halden çıkarılmalıdır.” Cumhuriyetçi Demokrasinin Atatürk İlkeleriyle birlikte, en temel formasyonu olan; (1)Yasama, (2)Yürütme ve (3)Yargı güçler ayrılığında yargının kararları cezasızlık tuhaflığından kurtarılmalıdır. Eş deyişle Anadolu insanın deyimiyle “yapanın yanına ödül kalmamalıdır.” Çünkü; güncel ve reytingi yüksek bu yeni dava, memleketin diğer faili meçhullerini bulma ve adalete teslim etmede yüksek motivasyon sağlayacaktır. Çünkü; Anadolu topraklarının, Kutside Hz. Ömer’in ve Sokrates’in Adalet Ansiklopedilerine göre; “a d a l e t y ö n e t i m d e n ö n d e d i r!” 8.Sözün Sonunda; Gündem Değiştirmede Liberallerin Üstüne Yoktur(!) Merkezi İktidarın benimsediği yeni özneli tutucu ve kuşatmacı liberal politikaların “gündem rüzgarı çok, öze dönük kronik krizlere bakarak çözmesi ise yok! Bu yok-luk ikliminde umulur ki; 11 yıl olmuş Fenerbahçe özneli lekeli bir dava kanun yararı gerekçesiyle hortlatıldığında, tekrar bilgisayarın uyku haline bırakılmaz! Kaynak Gürlek, A. (2026). Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın Fenerbahçe Otobüsüne Yapılan Saldırı Açıklaması ve “Kanun Yararına Bozma” Kararı. Ankara: 27.05.2026. Kafka, F. (2026). Dava. Modern Klasikler. Bruno Schulz’un Sonsözüyle. Çeviren: İlknur Özdemir . Yapı Kredi Yayınları. 3. Baskı. ISBN:978-975-08-4900-8. 1. Karaağaçlı, M. (2026a). Evrensel ve Ulusal Değerler Güzellemeleriyle; “Değerler İçselleştirilemez!” http:// www.mektepligazete. com. Köşe Yazıları. Mustafa Karaağaçlı.21.01.2026. 2. Karaağaçlı, M. (2026b). Boş Kümeli “Distopik Dava!” http:// www.mektepligazete. com. Köşe Yazıları. Mustafa Karaağaçlı. 29.01.2026. Etiksel Gerekçe ve İlke Burada yer verilen görüşlerde herhangi bir intihal ve manipülasyon yapılmadığından, yapılan alıntılarda kaynak gösterilmesi etiksel olarak uygun olacaktır.

