Ana Sayfa/Bağımsız Cumhuriyet Meclisi
Köşe Yazısı

BÜYÜK TAARRUZ’DAN LOZAN’A GİDEN YOL

Büyük taarruz zaferinin 104’üncü yıl dönümünü kutluyoruz. Büyük taarruzu bugünkü zaman ve şartlara göre değerlendirdiğimizde büyük hata içine düşmüş oluruz.

BÜYÜK TAARRUZ’DAN LOZAN’A GİDEN YOL
BÜYÜK TAARRUZ’DAN LOZAN’A GİDEN YOL

Büyük taarruz zaferinin 104’üncü yıl dönümünü kutluyoruz. Büyük taarruzu bugünkü zaman ve şartlara göre değerlendirdiğimizde büyük hata içine düşmüş oluruz. O zaman ki durum ve şartları incelediğimizde;

Osmanlı Devleti’nin siyasi, ekonomik ve askeri bakımından çöktüğünü ve başta padişah ve devlet adamlarının bu çöküşü çaresizlik içinde daha da kolaylaştırdığını tarih yazmaktadır. Bu durum ve şartlar altında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu’ya geçmiş, bu davaya meşruiyet kazandırmak için meclisi Ankara’da açmıştır. Fakat Anadolu’nun işgali devam etmiş, buna dur demek için BMM’i Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Başkomutanlık ile görevlendirmiştir. Askeri bilimin gereği olarak birlikleri Sakarya’nın doğusuna çekmiş ve bu muharebeler neticesinde Yunan taarruz hızını kırmış ve durdurmuştur. Bu bağlamda, Yunanlılar Afyon bölgesine çekilmek zorunda kalmıştır. Yunanlılar Afyon bölgesindeki mevzilerini o günün modern şartlarına göre, tahkim etmişler ve bu mevzilerin altı ay gibi uzun bir sürede yok edilemeyeceğini ifade etmişlerdir. Sakarya zaferinden Büyük taarruzun yapıldığı zamana kadar yaklaşık bir yıllık sürede taarruz için hazırlık yapılmıştır. Bu süreçte Türk halkı yıllarca süren savaşlar neticesinde yoksul ve yorgun düşmüştür. İşte bu halde halkı motive etmek, orduyu savaşa hazırlamak, savaşı kazanmak ve savaş sonrası karşı tarafı barış masasına oturtmak kolay değildir.

Almanlar, birinci ve ikinci dünya savaşlarında teknolojik olarak üstün olmalarına rağmen stratejik olarak askeri birlikleri iyi kullanmalarına rağmen yüksek stratejiyi ihmal ettiklerinden dolayı her iki savaş sonunda büyük bir yenilgiye uğramışlardır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruz için hem siyasi,ekonomik ve hem de askeri açıdan hazırlık yapmış ve bunu karşı tarafa hissettirmemiştir. Planın hazırlanmasının stratejik bakımdan harp prensiplerine uygun ve dolaylı tutum açısından mükemmel olduğunu görüyoruz. Ayrıca, savaş başlamadan önce yüksek strateji açısından da düşünülmüş ve hasım tarafın direnmesine rağmen, hasım taraf barış masasına oturmak zorunda bırakılmıştır. Ayrıca, taarruzu yapacak birlik komutanlarının Atatürk tarafından özel olarak seçildiği de anlaşılmaktadır. Taarruz esnasında ise, askerlik sanatının nasıl uygulandığını ve savaş süresinin hesaplanan sürede nasıl tamamlandığı bizzat yaşanmıştır. Lozan süresince de görevlendirilen İsmet Paşa ve ekibinin ne kadar ustaca sonuç alıcı bir şekilde davrandığını ve Lozan antlaşmasını büyük devletlerin imzalamak zorunda kaldığını tarihi belgeler ispat etmektedir.

Sonuç olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yokluk içinde ve yorgun düşmüş olan Türk milletini zamanın en modern ordusuna sahip ve dünya devleti olan milletler karşısında galip getirtmiş, bağımsızlığını kazanmasına ve dünyaya kafa tutmasına sebep olmuştur. Bunu yaparken de, akıl ve bilimin gereklerine uymuş, liyakatli insanları zamanında ve yerinde kullanmıştır.