Otokratik sosyalist ve bürokratik cumhuriyetçiliğin dışında dürüst, tam bağımsız ve halkçı üçüncü bir yol: Demokratik Sol.
Halkçılık Anlayışının Doğuşu ve Cumhuriyet’in Temelleri
Ziya Gökalp, Türkçülük kavramının yerine Halkçılık kavramını koyarak; bunu Türk’ün çalışan, üreten, savunan, yöneten bütünlüğü olarak görür. "Halka Doğru" anlayışı oradan gelir.
Atatürk, arkadaşlarına önce TKF’yi kurdurdu. 3. Enternasyonal "Bağımsız bir KP’yi" kabul etmediği için Halk Fırkasını kurup başına geçti. Atatürk, partisinin adını "Türk" ve "Millet" koymadı; "Halk" koydu. Halk; yurttaşlık hukuku ile bağlı olan herkesi kapsadığı, dil, din ve soy fark etmeksizin devletin yurttaşı olan herkesi ifade ettiği için herkesin partisini, Halk Partisini kurdu.
Cumhuriyetin ilanına karşı Meşrutiyetin devamını savunan asker arkadaşları Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını (Partisini) kurunca, Atatürk Halk Fırkasının başına "Cumhuriyet" ekledi. Cumhuriyetin güvencesinde halkı özgür ve bağımsız kıldı; söz ve karara sahiplendirdi.
Ecevit ve Halkçı Milliyetçilik
Ecevit ise CHP’de Atatürk’ün halkçılık anlayışını yeniden ayağa kaldırıp milliyetçiliği ise halkın vatanını savunmak ve Türk milletini sahiplenip korumak olarak gördü; "Milliyetçiliği duvarlara değil Beşparmak Dağlarına yazdırdı." Ecevit, Atatürk’ün yolunu devam ettiren halkçı bir liderdi. Türkçeye çok önem vermekle kalmadı, birçok kavram kazandırdı. Şah İsmail gibi Türkçe şiirler yazan edebi bir lider oldu. (FETÖ de Türkçe Olimpiyatları yapıyordu, Türkçe ibadeti yayıyordu; "Ne mutlu Türk’üm diyene", dinde ve dilde Türkçe diyene önyargılı olmadı.)
Ecevit, "Türk tasavvufunun Türk din anlayışının devamı olduğunu, onun da Alevi-Bektaşilik olarak sürdüğünü" söyleyen ve programına alan bir liderdi. (Öyle hikâyeden uydurma Tengricilik lafları etmedi. Türk halk inanç ve kültürüne önem verdi ve saygılı oldu.) İnançlara saygılı laiklik anlayışı ile de kaba "Ateist laiklik" edebiyatı yapmadı.
Ecevit, içerideki hainlere ve dışarıdaki emperyalist baskıya karşı dimdik durup boyun eğmedi. Türkiye’nin tek antiemperyalist ve bağımsızlıkçı lideri Mustafa Bülent Ecevit’ti.
Antikomünizm Bürokrasisinden Kemalist Halkçılığa
FETÖ, İsmet Paşa’nın bürokratik ve Amerikancı antikomünist politikalarının ürünüdür. Ecevit, bürokratik kastlaşmaya neden olan İsmet Paşa’yı CHP’nin başından indirerek CHP’de yeniden Atatürk’ün halkçılık anlayışını egemen kılan Kemalist bir halkçıdır. Siyasi ömrü boyunca Gladio’nun tertiplediği 6 suikast atlatmış Ecevit’ten başka lider de yoktur.
DSP gerçek CHP’dir. 92 CHP, CHP değildir. DSP:
- Eşi ile birlikte siyaset yapmayı,
- "Eline, beline, diline sahip olmayı",
- Tek başına dahi olsa direnip yeniden ayağa kalkıp iktidar olmayı,
- CHP’nin halkçı ve cumhuriyetçi sol olduğunu,
- Otokratik sosyalist ve bürokratik cumhuriyetçiliğin dışında üçüncü bir seçeneğin "Demokratik Sol" olduğunu,
- Halkın imece ve kooperatiflerle, işçilerin örgütlenme ve sosyal haklarının yasal güvenceye kavuşturulmasını,
- Sosyal destek ve korumanın engelli ve yaşlılar ile başlamasını,
- Köy-Kentler ile toprak ve tarımın sürdürülmesini,
- Teknokentler ile bilim teknolojinin kentselleşmesini,
- Hangi ırk ve soydan olursa olsun Türk kültürü ve Türkçe eğitimin barış içinde bir arada yaşamanın güvencesi olduğunu,
- Küresel Ortak Pazar ve NATO’nun dosdoğru karşısında durmayı Türk milletine, Türk işçisine ve çiftçisine gösteren ve halka haklarını vererek özgüven kazandırandır.
Demokratik Sol Okulu ve Gelecek
Hemşireye, astsubaya, köy öğretmenine, esnaf ve zanaatkâra; kısaca işçi ve çiftçiye politika yapabileceğini, söz ve karara katılabileceğini, örgütlenebileceğini öğretti. İlkokul mezunu kooperatif dâhilerini, ortaokul mezunu örgütçüleri, öğretmen, bilim ve sanat adamlarını yetiştiren bir ocak olarak DSP’yi kurdu.
DSP okulu ve ocağı; ulusal cumhuriyetçi, demokratik sol düşünce ve davranışın kaynağıdır. DSP dönemi olmamış bir Kemalist cumhuriyetçi olmaz, olamaz.
Atatürk’ün yolunda, Ecevit’in izinde, Soysal’ın yönünde yürünür. Sağcı faşist anlayışlar ile sosyalist komünist anlayışlar Kemalist cumhuriyetçi halkçılık değildir.
Bugünlerde Ankara’da adı "Demokratik Sol" olan avukat grubu ile İzmir’de adı "Cumhuriyetçi Avukatlar" olan grup baro yönetimlerine geldi. Atatürk’ün yolunda ve Ecevit’in izinde yürüyen hukukçular olduğu gibi, Kemalist cumhuriyetçi halkçılık da DSP’nin yeniden ayağa kalkması ile etkin ve egemen olacaktır.





